Tarihin Öteki Yüzü Archiv
232 Episoden
53 Minuten
Muhtemelen insanlık tarihi kadar eski olan intihar eylemi, Platon, Aristo, Epikür, gibi Antik Çağ filozoflarınca olumsuzlanırken, ilahi dinlerin hemen hepsinde onaylanmayan davranışlar arasında sayılmıştır. Kuran'da intihara ilişkin açık hüküm olmamasına rağmen İslam geleneğinde de intihar günah kabul edilir, intihar eden kişinin cennete gidemeyeceği, cehennemdeyse ölümüne neden olan olayı tekrar tekrar yaşayacağına inanılır. Buna rağmen tarih boyunca İslam toplumlarında çok sayıda intihar olayı yaşanmıştır. Görünüşe göre bunların çoğu namus ve onurun korunmasıyla ilgilidir. 19. yüzyıldan itibaren modernleşme ile birlikte, Batı edebiyatının romantik intihar vakalarının da etkisiyle, karşılıksız aşk, başarısızlık, yoksulluk ve mali krizler yüzünden bunalıma düşenlerin intiharı oldukça sık rastlanan durumlar olmuştur. Ya da modernleşme ile intihar vakaları görünür hale gelmiştir. İntihar yöntemleri de modernleşmiş; eskinin suya veya uçuruma atlama, iple asma, bıçakla kesme, zehirli bitki yeme gibi yöntemlerinin yerine revolver, havagazı, kimyasal maddeler gibi yeni araçlar kullanılmaya başlamıştır.
51 Minuten
Alkol kelimesi Arapçada bir şeyin özü, aslı anlamına gelen “el kuhl" sözünden Batı dillerine girmiştir. Spotify tanıtım: Alkollü içkilerin tarihi insanlığın tarihi ile yaşıttır. Nuh’un gemisindeki insanların şarap içerek hayatta kaldıkları, şarabı da onların dünyaya yaydığı rivayet olunur. Mitolojiye göre şarabın anavatanı Ege havzasıdır. En eski dinlerden biri olan Musevilikte sarhoş olmamak koşuluyla içki içilmesine izin vardır. Şarabı "İsa'nın kanı" olarak kutsal sayan Hıristiyanlık içkiyi törenlere katmıştır. İçkiye karşı en katı tutumu takınan İslamiyet’in bile içkiyi yasaklama kararını vermesi kolay olmamıştır.
53 Minuten
Adının ‘tehcir’ mi, ‘mukatele’ mi, ‘kıt’al’ mi, ‘katliam’ mı, ‘kırım’ mı, ‘soykırım’ mı olduğuna bir türlü karar vermediğimiz ‘1915-1917 arasında yaşananlar’ hakkında konuşmak, Osmanlı İmparatorluğu'nun Cihan Harbi'ni kaybettiğinin anlaşılmasından 1920’ye kadarki dönemde bugünkü kadar zor değildi. Hatta o yıllarda olayların ‘katliam’ veya ‘facia’ olduğunu, failler bile kabul ediyordu. Örneğin tehcirin baş mimarı Talat Paşa anılarında “Esas olarak askeri bir önlemden başka bir şey olmayan göç ettirme, vicdansız ve karaktersiz insanların elinde bir facia şeklini almıştır” demişti. 1918’de savaş suçlarını soruşturmak üzere kurulan Mustafa Arif (Deymer) başkanlığında kurulan Osmanlı Dahiliye Nezareti Komisyonu’nun raporuna göre Birinci Cihan Harbi’nde ölen Ermeni sayısı 800.000’di. İTC üyesi olan ancak tehcirde rol almayan Mustafa Kemal 24 Nisan 1920’de meclisteki açık celsede yaptığı konuşmada “maziye aid fazahat” (geçmişe ait rezillik, ayıp) demiş, “bu tür fecayiin (faciaların) tekrarından vazgeçmemizi istiyorlar” diyerek suçu zımnen kabul etmişti. Ancak Ermeniler 3 Aralık 1920 tarihli Gümrü Anlaşması ile taleplerinden vazgeçmek zorunda kaldıktan sonra, o güne dek İtilaf Devletleri’nin kulağına kar suyu kaçırmamak için gayet özenle seçilen dil ve politikasını değişecekti.
52 Minuten
Tarihçi William H. McNeill, 1999’da yazdığı “Patates Dünya Tarihini Nasıl Değiştirdi?” başlıklı makalesinde “Patates tahıla nazaran dört kat daha fazla karbonhidrat içerdiği için Avrupa’da hızlı nüfus artışına neden olan, kıtanın sanayileşmesini sağlayan ve bugünkü uygarlığın temelini oluşturan bir bitki” demişti. Patatesin anayurdunun, Güney Amerika kıtasındaki And Dağları’nın eteklerinde, İnka uygarlığının yayıldığı Peru ve Bolivya vadileri olduğu sanılıyor. İnka topraklarını ele geçiren İspanyol sömürgeci komutan Francisco Pizarro 1560 yılında tam 99 yumruyu İspanya Kralı II. Felipe’ye sunacak ama patatesin Avrupa halkları tarafından benimsenmesi çok uzun sürecekti.
43 Minuten
Amerikan Yakın Doğu ve Afrika İşleri Bürosu’nun Ekim 1946’da açıklanan raporunda Türkiye’nin coğrafi konumuyla Sovyet askeri ve siyasi etkisinin Doğu Akdeniz’e kolay bir şekilde akabileceği bir bölgede şişenin ağzındaki tıpa görevini gördüğü belirtilmişti. ABD Başkanı Truman’ın "containment" (Doğu Bloku'nu çevreleme) politikasında önemli roller biçilen Türkiye ve Yunanistan’a ünlü "Marshall Yardımı" verildi. Haziran 1948'de Sovyetler Birliği, Batı Berlin'i kuşatmaya başladı. Bunun üzerine ABD, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Norveç, Danimarka, İzlanda, Portekiz, İtalya ve Kanada 4 Nisan 1949'da Washington'da NATO'yu (North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) kurdular.
46 Minuten
Halen İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan bir Sümer tableti rüşvetin ilk belgesi sayılabilir. Sümerolog Veysel Donbaz’ın çözdüğü “Sümer okul günleri” adlı tablette okulun başarısız bir öğrencisinin ailesinin öğretmeni evlerine davet edip yedirip içirmesi v türlü hediyeler vermesi anlatılıyor. Tabletin devamında, bu ağırlamanın sonucunu okuyoruz: Başarısız çocuk birden sınıfın en başarılı öğrencisi olmakla kalmıyor, ardından sınıf başkanı bile seçiliyor. 2.300 yıl öncesine ait bir Çin metninde, yolsuzluğun 40 yolu sayılmış. Belgeye göre, rüşveti önlemek için memurlara verilen "yang-lien" adlı ek ödeme yapılıyormuş, ama sonucun ne olduğu yazılı değil belgede. “Nasıl dilin ucundaki balı veya zehri tatmamak mümkün değilse, devlete hizmet edenlerin de kralın hasılatının en azından küçük bir parçasını yiyip bitirmemesi mümkün değildir. Nasıl sudaki bir balığın su içip içmediğini tespit edemezsek, devlete hizmet edenlerin de kendileri için para alıp almadıklarını tespit edemeyiz.” Bu satırlar da Hint hukukunun temel kaynaklarından sayılan MÖ 400’lü yıllarda yazılmış Arthasastra’dan alınma.
52 Minuten
Asıl adı Mustafa Memduh olan kahramanımız, 29 Mart 1884’te bir taşra kasabası olan Çorlu’nun (Tekirdağ) o zamanki adıyla Papayani Mahallesi'nde, İzmarada adında bir Rum’un kiralık evinde doğmuştu. İsimlerinden Mustafa, peygamberin isimlerinden biri olarak, Memduh ise, dedesinin mahlası olarak konulmuştu. Sonradan kendi ifadesiyle "günün modasına uyup" babasının adı Şevket’i ikinci isim olarak benimsedi. 1934’te Soyadı Kanunu kabul edildikten sonra “eski Türklerin yaptıkları gibi (...) büyüklerden birinden bir ad" ister ve “Esendal” soyadını kendisine İsmet (İnönü) Bey verir…
51 Minuten
23 Mart 1906’da Abdürrezzak Bey’in adamlarının basit bir yol yapım anlaşmazlığını bahane ederek İstanbul Şehremini Rıdvan Paşa’yı öldürmeleri sadece Abdürrezzak Bey’in değil tüm Bedirhanilerin, hatta İstanbul’daki Kürt toplumunun da kaderini değiştirdi. Rıdvan Paşa Cinayeti’nin ardından Bedirhan Bey Ailesi’nden 12 yaş üzeri erkekler dahil 178 kişi ve aileyle ilişkisi olan yaklaşık 3.000 kişi Mekke ve Şevket-i Derya vapurlarıyla çeşitli yerlere sürgün edildi. Trablusgarp’a sürgün edilen Abdürrezzak Bedirhan Bey 1910’da affedildince önce İstanbul’a geldi ardından Rusya Sefareti’nin bilgisi dahilinde Tiflis’e giderek buradaki Rus yetkililerle işbirliği halinde Kotur, Soma, Bradost, Salmas ve Urmiye’deki etkili bazı Kürt aşiret liderlerine bağımsızlık için Rus desteğinin önemini anlattı. Abdürrezzak Bey, doğrudan bir ayaklanma örgütlemeye girişmek yerine, “Kürt milliyeti” fikrinin yerleştirilmesi maksadıyla Rusya’da Kürtler hakkındaki akademik çalışmaların geliştirilmesine yoğunlaştı."
48 Minuten
Tarihî Dersim Sancağı’nın batısında yer alan Sivas’ın İmranlı, Zara, Suşehri, Kangal, Divriği, Hafik ilçeleriyle, Erzincan’ın Refahiye ve Kuruçay ilçelerindeki 135 köyde yaşayan, ezici çoğunluğu Kızılbaş/Alevi Kürt olan konfederasyonu olan ve Dersim’in Hasanan Aşireti ile akrabalığı olduğu söylenen Koçgiri Aşireti, Dersim bölgesinin geneli gibi, 20. yüzyılın başlarına kadar devletle, İstanbul’la pek sıcak ilişkiler içinde olmamışlardı. Sorunlar devletin resmî belgelerinde ağırlıklı olarak “asayişsizlik” başlığı altında toplanıyordu. Ancak 23 Temmuz 1908’de Meşrutiyet’in ikinci kez ilan edilmesiyle ortaya çıkan özgürlük ortamında kurulan Kürt cemiyetlerinden bazıları Dersim’de de faaliyet göstermeye başlayınca, milliyetçi uyanışın ilk filizleri de belirdi.
42 Minuten
23 Mayıs 1887'de, Tokat Mutasarrıflığı'na, Anşa Bacı ve oğlu Hasan hakkında gönderilen şikayet dilekçesi ve II. Abdülhamit Dönemi’nin Kızılbaş politikaları...
55 Minuten
1-2 Kasım 1922 gecesi saat 03.00’te, gök gürültüsünü andıran alkışlar arasında kabul edilen ve Saltanat’ın kaldırılmasını sağlayan iki maddeli kanunun 1. maddesinde, Misak-ı Milli sınırları içinde TBMM hükümetinden başka hükümet tanınmayacağı kesin bir dille belirtilirken, 2. maddesinde “Türkiye Devleti, Hilafet makamının dayanağıdır” denmişti. Peki ne olmuştu da, 16 ay sonra, 3 Mart 1924 günü bu dayanaktan vazgeçilerek Hilafet makamının kaldırılması gerekmişti?
46 Minuten
Pek çok işyerinde pandemiyi gözardı eden koşullara, düşük ücretlere, sigortasız ve güvencesiz çalıştırılmaya, kıdem tazminatlarının gaspına; sendikalaşmanın engellenmesine karşı direnişler, grevler yapılırken emek tarihi ne diyor?
50 Minuten
Boğaziçi Üniversitesi'ne kayyım-rektör atanmasına karşı akademisyenlerin ve öğrencilerin saygı uyandıran direnişleri vesilesiyle Darülfünun'un İstanbul Üniversitesi oluşunun hikayesi...
56 Minuten
Kazım Karabekir mi, Enver mi, Mustafa Kemal mi? Geçen hafta TKP lideri Mustafa Suphi ve yoldaşlarının 28/29 Ocak 1921 gecesi, Karadeniz'de katledilişinin hikayesini anlatmıştık. Bu hafta “azmettirici kimdi?” sorusuna cevap vereceğiz...
57 Minuten
"28 Kanun-ı Sani’yi Unutma-I" Mustafa Suphi ve Yoldaşları Nasıl Katledildi?